Hakkımda

Fotoğrafım

Deneyimlerim, üzüntülerim
, dileklerim burada sizlerle:) neşeli ol, hayatını yaşa;)

30 Kasım 2016 Çarşamba

Huşu İçinde Bir Ben

    Bugünlerde bi yumuşak başlılık, bir uysallık var üzerimde.Huşu içinde yaşıyorum desem yeridir.Etrafımdakiler de inatçı olan benin bu haline şaşıyor.

   Pazarlıkla iş olmaz bizim firmada pek, fiyat nettir, yani diyoruz ki müşteriye canın isterse :) Neyse işte benim işim sadece yurtdışı olmasına ve perakende müşteri ile ilgilenmekten çoğu zaman nefret etmeme rağmen, gelen müşteriye karşı bayağı bir yumuşaktım.Çalışma arkadaşım fiyattan kırınca uyarırdım onu, bak derdim muhasebeye hesap vereceksin, kızardım ona güvenilirliğimiz zedeleniyor derdim, her gelene ayrı fiyat verilmez.Neyse işte belki de abla hamileydi diye öyle yaptım bilmiyorum, kimsenin veremeyeceği bi fiyata razı oldum, fazladan kırlent istedi al dedim mağazadan götür, hatta iş arkadaşım bana şaşırmış ve veremeyiz Meltem Hanım demesinden çekinmişlerdi, kırlenti çocuklarının arabasına koymalarına göz yumdum iş arkadaşım görmeden.Normal zamanda kapanış saati geçmiş olmasına rağmen beni oyalayan müşteri hiç umrumda olmaz çeker giderim ben, kim uğraşırsa uğraşsın tabi yurt dışı müşterisiyse eğer yapmam ve de yapamam:) Çıkış saatim geçmiş, karnım açlıktan zil çalıyor benim normalde aşırı gergin sinirli olmam lazım ama ben müşteriye güzellik üstüne güzellik yapıyorum, öyle ki muhasebe bu ne ya toptan müşterisine verdiğimiz fiyatı vermişsin neredeyse deyince, sadece gülümsedim.İş arkadaşım Meltem diyo hayırdır iyi misin, sen acımazsın işimiz gereği neyse onu yapmak zorundayız derdin, bi yumuşaktın, 2 buçuk saat boyunca başlarında bekledin.Bilmem dedim, üzülsünler istemedim; ama var ya hiçte üzülecek cinsten insanlar değildi yani; çünkü bana ev 7 odalı hangi odaya yerleştireceğime karar veremedim henüz dedi, yani benim fiyatlar pekte germezdi, ne bileyim bebeğin şansı diyelim.

   Alınan kararlar uygulanan kurallar olmasına rağmen, bu bendeki durum kuralları çiğnememe yetti.Patronuma anlatınca da bana biraz endişeli baktı, canın saolsun kızım ne olacak dedi.Yüksek dozda antidepresan almış gibi olan halim biraz değişik tabi, biraz da vücudum uyuşuyor uyku arıyorum her dakika; ama olsun, sağlık olsun sevdiklerime bir şey olmasın tek isteğim bu son zamanlarda.

Benim kafaya yaklaşmak ve az huzur dolmak için şarkıyı gözleriniz kapalı dinleyin.


29 Kasım 2016 Salı

Saçma Sapan Sorular

   İnternet gidince neden ekranda dinazor beliriyor?Evet sanki başka derdim yokmuş gibi bu takıldı kafama bugün, malum millet çöllerden kafa kesme videosu atarken, biz şehrin göbeğinde günde en az birkaç kez internet kesintisiyle karşılaşıyoruz birkaç dakikalığına.

   Ne demek istiyorlar bize, dinazorların ömrü tükendi, şimdilik internetin de öyle mi?Mantıklı olabilir mi, o zaman ayrılmak istediğimiz sevgilimize de dinazor alalım ve ayrılık konuşması yapmaktan kurtulalım.Hoş ben hiç öyle bir şey yapmadım toplamda 3 kez terkedildim, böyle de kendimi ezeyim buralarda.

   Neden böyle kafayı sıyırdım anlatamam çok derin ve özel; ama elle tutulur bir nedeni de var, daha önce bahsetmiştim ofisim 2. katta ve dışarı açılan bir pencerem yok!Dışarıda misler gibi yağmur yağıyor; ama ben ne çayımı kahvemi elime alıp yağmur sesi dinleyebiliyorum ne de izleyebiliyorum.Kafa atacak birilerini arıyorum, kolay kolay kimseye bağırmam kavga etmem; ama cidden canım bunu yapmak istiyor.Bir buçuk sene önce bir kez üretim müdürümüz tattı sinirimi, bir bağırmışım çalışanların hepsi durdu bana baktı, daha yeni yeni konuşuyoruz, siparişlerimi başkaları vasıtası ile aktarıyordum.

   Öğrenmek istediğim bir şey daha var her hafta neden bu fabrikada nohut ya da kuru fasülye pişiyor hem de yaz kış farketmeden.Sebze sevmiyorum, bakliyat sevmiyorum dedikçe gözüme ıspanakları nohutları sokuyorlar.Neyse ki aşçımız hanımefendi beni kayırıyor bazı zamanlarda.Haftasonu ben olmuyorum, güzel şeyler pişiriyorlar özel 5 6 kişilik sadece yönetim için; çünkü çalışanlar cumartesi gündüz gibi eve gittiklerinden yemek verilmiyor, neyse işte yapılan o börek çörek tatlılardan hep bana saklıyorlar ki yiyebilecek bir şeylerim olsun.Hoş onlar olmasa da çekmecem market reyonu gibi, mutfakta da peynirlerim ve nutellam mevcut.

   Sıkılıyorum, bunalıyorum normalde bu gece yola çıkıyordum yurt dışına gidecektim iş için; ama patronumun kardeşi aniden hastalanıp ameliyat olunca dün iptal etmek zorunda kaldım.Dilime yine saçma sapan bir şarkı takıldı, üstelik kıza da gıcık oluyorum ha, tanımıyor olabilirim; ama gıcık olma kredilerimden birini ona harcamak istiyorum.Sizin de dilinize dolansın şarkı da siz de sinir olun :D



27 Kasım 2016 Pazar

Sevgili 15 Yaşım

   Hava bugün her gün ayaklarımı üşüten soğuğun tersine yumuşacıktı.Öyle ki uyandığım andan bu yana olan tüm zamanımı balkonda güneşin tadını çıkararak, kitap okuyarak geçirdim.Okuduğum kitap bir geçmişten bir de günümüzden bahsediyordu, bölüm bölüm olarak.Yılbaşı listesi yapmıştı kendilerine karakterler, yapılacaklar listesi diye.O benim de aklımda bir ara hazırlayacağım onu; ama birden geçmişe gittim ve keşke şunları yapsaydım ya da yapmasaydım diye düşündüm.Bugün 25 yaşındayım 10 sene öncesine seslenmek istiyorum, kendime 15 yaşıma.

    Sevgili Meltem,

   Her zaman; ama her zaman gülümse.Biliyorum babanın şımarık kızısın; ama istediğin bir şeyi yapılmadığında surat asıp yaptırana kadar küsmek yerine onları ikna etmeye çalış.Her zaman arkadaşların olmasın önceliğin ve ailenle daha fazla zaman geçir, her hafta çıkılan ve sevmediğin pazar gezmelerine giderken bile gülümsemeni eksik etme.

   Lisede ilk senen bu, ailen ve öğretmenlerinin istediği bölüm yerine kendi sevdiğin bölüme karar ver ve onu oku.Komşuları akrabaları dinlememeye devam!Sevdiğin ortamlarda bulunmaya dikkat et, seni önemsemeyen insanlar için kendini hırpalama, bırak olabildiğince uzaklaşsınlar.Kendini her gün ama her gün öğrenmeye odakla, yeni şeyler öğren, kendini geliştir; ama asla ama asla insanlara tepeden bakma.Bak uyarıyorum büyük konuşma; çünkü bir şey oluyor ve kendini onu yaparken buluyorsun.Kardeşlerinle daha fazla ilgilen; çünkü sen onların ikinci annesisin ve en yakınları ol.Ne olursa olsun kalbine kötülüğü yaklaştırma, seni üzenler ağlatanlar olacak; ama sakın yere kapaklanma.Kendine güven ve kendi kendine yerden kalkabileceğini bil.HAYIR demeyi bil, bu insanlara kötü davranmak demek değil, sınırlarını çek ve aşılmasına izin verme.

   Aldanma, insanların sana zarar verebileceğini göz önünde bulundur ve seni çok sevdiklerini söyleseler bile bir gün seni bırakıp gidebileceklerini bu durumda yola yalnız devam etmen gerektiğini unutma.Sev, doğayı sev, insanları sev, müziği sev.Bir hobi edin mesela, canın sıkıldığında yapmanın seni iyi edeceği.Spora devam et ve asla bırakma.Annene, babana, kardeşlerine daha çok sarıl, onları sevdiğini söyle.Ölüm gerçeğini hiçbir zaman unutma ve küçük şeyler için insanların kalplerini kırma.

   Sevgilerimle, şimdiki sen :)




26 Kasım 2016 Cumartesi

Beraber Olamayız

   Eskilerden bir arkadaşımla konuşuyordum.Canı bayağı sıkkın, her şey anlamsız geliyormuş.Buna sebep tabi ki aşk acısı:)

   Neden ayrıldıklarını soruyorum, yani diyorum bu kadar seviyorsan eğer git konuş, kendini anlatmaya çalış, onu ne kadar sevdiğini göster, öyle kolay vazgeçme.Zaten biliyor dedi bana, e dedim o zaman sevmiyor muymuş seni, yoo o da çok seviyor dedi.Kafam karıştı, nasıl yani diye sordum, evli mi yoksa.Gayet bezgin bir şekilde yok dedi.E o zaman zorunuz ne niye ayrılıyosunuz acı çekiyosun dedim, dediğine göre o da aynı şekilde acı çekiyormuş, arkadaşımın tşörtünü alıp hergün koklayacak onunla uyuyacak kadar.Anlat diyorum, diyo ki bana bağlanma demişti hata bende, çok sevdim çok bağlandım, beni sevdiğini biliyorum; ama evlenmek çocuk yapmak istemiyor, bu durumda da ayrılmamız gerekiyordu.Hayır anlamıyorum, insan sevmediği insanla evlenmek istemez tamam; ama sevdiği hatta çok çok sevdiği biri ile nasıl evlenmek istemez, üstüne ayrılır ve de it gibi acı çeker?Mazoşist misiniz lan siz?Kıyamıyorum ben aşık insanlara valla nasıl it gibi acı çektiklerini çok iyi anlıyorum, arkadaşa he deyip kafamı da sallayamıyorum.Önemli değil diyor, çekcem bu acıyı.Anlamadığım şeylerden biri de şu, kişi çapkındır onunla bununla gezer bana takılma der ona tamam öyle tipler çok; çünkü işin içinde duygu yok; ama bu aşık ya tekrar söylüyorum üstüne basa basa.Hem aşık bi insan aşık oldğu kişiyi nasıl böyle ezip geçebilir, nefessiz bırakabilir.Sevmiyorum işte aşkta böyle hödük olanları.Herkesin istediği bir duyguyu yaşıyorsun; ama öyle pervasızca acıtıyorsun ki, sana kaç tekme atsam kendine gelirsin?

   Anlamıyorum işte, anlamakta istemiyorum; çünkü seviyorum deyip it muamelesi yapanlardan nefret ediyorum.Seviyorum deyip sevme kelimesini kirletmesinler bence.Arkadaşa gelince, gecesi gündüzü belli değil hayalet gibi yaşıyor işte.


25 Kasım 2016 Cuma

İç Döküş

      Biraz gözyaşı, biraz gülümseme çokça çay ve kocaman bir pasta eşliğinde selamlar.Utanmıyorum odama kapanıp ağlamaktan, hatta bazen yapmakta fayda var; çünkü içimize atıp atıp şişirdiğimiz kalbimize de yazık

   .Bir şovdan ibaret sanki hayatımız..Aman güçlü görüneyim, beni yorgun mutsuz sanmasınlar, neden; çünkü düşmanlarımızı mutlu ederiz o zaman, belki üzerimize gelmeye başlarlar, aman ha bizi zayıf görmesinler aman.Hissettiğimiz gibi davranabilsek keşke, mesela birine çok öfkelendiğimiz zaman, canımız yandığı zaman gidip yorulana kadar tekmeleyebilsek kızdığımız kişiyi ya da çok özlediğimizde gidip sarılabilsek hiçbir şey düşünmeden.Olmuyor, neredeyse tüm isteklerimiz gibi bu da olmuyor di mi?Ben aslında elalem ne der diye hiç düşünmede duygularımı açığa vuran bir insandım, sahi ne ara bu hale geldim?Çok bilmiş insanlar herkesin etrafında vardır, benim de öyle tabi.Bunu istiyorum; çünkü durum bu dediğimde karşıma geçip yok o öyle değil, yok aslında şöyle diye diye ömrümü yiyenler var.Bu senin için daha iyi deyip, istemediğim şeyleri bana yaptıranlara şimdi gidip, ağzının orta yerine vurmak istiyorum.Ne oldu Allahın belası, bak ne oldu gör demek istiyorum, konuşuyordun bilmiş bilmiş ahkam kesiyordun bana, böyle daha mutlu olacaksın diyordun; ama yok anlamazsın neden; çünkü  çok bilmişsin.

   Yazıyı sonlandırmak istemiyordum aslında, devam etmek istiyordum; ama ölçü kaçacak diye bıraktım yazmayı.Bir gün umarım düşündüğüm ne varsa korkmadan söyler ve yaparım.


24 Kasım 2016 Perşembe

Sesini Duymuyorummmm!

   Kaçıyorum, kelimenin tek anlamıyla kaçıyorum sevgili okuyucu.Neden  ve neyden diye sorarsanız, beni üzen şeylerden.Biraz daha açayım tabi, askıda kaldı öyle.

   Çok sevdiğiniz birini düşünün, ondan ayrıldığınızı.Çoğunuz hep görmek ister, tesadüfler olsun karşılaşmalar, ben tam tersiyim.Asla; ama asla görmek istemem; çünkü gördükçe üzüleceğimi düşünürüm.Ha karşıma mı çıktı, kafamı eğerim başka yere bakarım, ilgilenecek başka bir şey bulurum.Ortak gittiğimiz yerlerden feragat ederim, ha çoğu kişiye göre doğru bir davranış değil, aslında bence de değil; ama hala seviyorsam ve ayrıysak görmek istemem, net. Bile bile acıya da kafa atılmaz ki canım.

   Kötü şeyleri de duymak istemem mesela, ha yalanlarla mı yaşayacaksın sorusuna cevabım hayır.Ben kötü sözlerden bahsediyorum, mesela birinin bana söylediği şeylerin altında kötü bir şey yatıyorsa onu da anlamak istemem.Ne bileyim kalbimi kırıyor öyle şeyler.Hayır hayır salağa yatmak değil bu, kendimi koruma mekanizmam.Tartışmayı hiç sevmem zaten, bi de birkaç gereksiz için tartışma mı çıksın.


   Haberleri izlemekten kaçıyorum ne zamandır, ben izlemiyorum diye kötü haberler azalıyor mu tabi ki hayır; ama duymak istemiyorum.Mesela bi tecavüz önergesi çıktı, ertesi gün gazete okuyorum, daha önce üstü örtülmüş en az 10 tecavüz haberi yapmışlar.Evet baskı yapmalıyız, cezalandırılmasını istemeliyiz öyle kişilerin; ama ben dayanamıyorum çok ciddiyim, kötü haber almak istemiyorum.Kendime toz pembe bir dünya yaratmak değil amacım, sadece biraz hassas bi yapım olduğundan çabuk etkileniyorum.

Bu benim seçimim ya da şöyle diyim kaçışım.Kaçmak gerçeklerden uzaklaştırmaz; ama işte ...




Nefes Alamıyoruz

   Resmen temiz bi nefes alamıyoruz arkadaşlar!Malumumuz kış geldi, her bacadan dumanlar çıkıyor, hele bi de sanayinin gelişmiş olduğu bir yerdeyseniz bu durum daha da içler acısı.Bugün İnegöl'ü ele aldım.

   Bilmeyenler için söylüyorum İnegöl mobilyasıyla ünlü bir ilçemiz ve 2 binin üzerinde irili ufaklı fabrika ve tesis var.Evet evet yanlış duymadınız, bu sayı daha fazla bile olabilir.Hepsi nasıl ekmek kazanıyor sorusuna ben daha cevap bulabilmiş değilim, neyse zaten konumuz bu değil.Havasının kirli olduğunu duymuştum; ama bugün arabamın içindeyken bile sanki karbondioksit çekiyormuşum gibi hissedince, yok artık ya dedim, o kadar da olmaz.Ne kullanıyor bu insanlar, nasıl bu kadar kötü olabiliyor hava.Evet biliyorum maddi durumu pek iyi olmayan insanlar ucuz kömür kullanıyor, ona bir şey diyemiyorum; çünkü yokluktan öyle; ama yani koskoca fabrikalar yapıyorlar, dünyanın parasını kazanıyorlar bi filtre takın bir önlem alın di mi kardeşim ya.

Bir insan ortalama 70 sene yaşıyorsa eğer bence bu hava kirliliği ile 60 a düşer o.Çok ciddiyim astım olur ne bileyim başka bir hastalık olur.Düşünsenize ciğerimize çektiğimiz hava oksijen değil karbondioksit taşıyor.Boğazım yandı, gözlerim doldu o derece ki dışarıda değildim arabamın içindeydim, oraya da nasıl giriyor anlamış değilim.Daha çok ağaç lazım, çokça ağaç lazım, bilinçlenmek lazım çok çok.


23 Kasım 2016 Çarşamba

Bir İşaret Var Sanki

   Hepimizin Güzin abla olduğumuz zamanlar vardır, özellikle en yakın arkadaşlarımıza.Anlatır anlatır dururlar, sinirlenirler bir daha anlatırken(ben de yapıyordum).Bi de 'bak görürsün bir daha dönmicem' diyolarya s..tir lan diyorum çoğu zaman :)

   Biliyorum bir işaret verse, küçücük bir şey yapsa hemen yelkenler inecek suya; ama hı hı evet biliyorum dönmiceksin.Bu işaretler nedir bana sormayın; çünkü ben hiç anlamıyorum onlardan, biraz safım o konuda açık açık söylemese anlamam, bi de hayal kırıklığına uğramıyım diye kendimi korurum.Mesela bana bakıyordur gözünü dikerek, daldı heralde derim yoksa bana niye baksın, gülmeyin bak üstüme alınıp beklentiye girsem daha mı iyi yani.Yani biri bana işaret çakacak olsa aynen şu capsteki sonuçla karşılaşır.
Bana açık açık söylenmeden benim kafa almıyor, hele karışık oyunlarla sevgisini belli etmeye çalışanlara oldum olası uyuz olmuşumdur, açık açık söylesene kardeşim.Tabi tam tersi olanlar da var bazen karşıma çıkıyor, aşırı gülüyorum


:)) cidden bunu yapanlar var, bak samimi söylüyorum özellikle de erkekler.Tamam tamam acı ile dalga geçmiyorum; ama yani ottan da kendinize anlam çıkarmayın canım.Hayat bazen hiç olmayacak şekilde bir tesadüf çıkarır karşımıza, tesadür demeye bin şahit ee o zaman da benim için ayarlamış her şeyi deyip havaya girip sonra yere mi çakılacaksınız, boşverin ya valla siz beni dinleyin.Açık açık göstermediği sürece ıı ııhh.



Aslında bu şarkıyı Balanstan seviyorum; ama bir türlü bulamadım:s 

21 Kasım 2016 Pazartesi

Üşüyorum Ziyadesiyle

   Üşümekten nefret ederim, kışın dışarıda çalışmak zorunda olan veya sokaklarda yaşayan canlıları hatırladıkça kıştan daha da nefret ediyorum.Arabamın içinde oturup, ısınana kadar geçen zamana küfürler savururken, dışarıdakiler aklıma geliyor, daha da sıkılıyor canım.Ne olurdu yani herkesin sıcak bir evi olsa.Ne kadar uygarlaşırsak sokakta yaşayan insan veya hayvan kalmayacak.

   Kabul ediyorum hiçbir zaman sokakta gördüğüm insanı evime davet edip bir şeyler ikram etmedim ya da ısınmasını sağlamadım.Böyle olunca da insanlar neden evlerine almıyorlar diyemiyorum, isteseler de çekindiklerini görebiliyorum, malum iyisi var insanın kötüsü de.Soğuktan buz tutmuş şekilde bir şeyler satmaya çalışanları gördükçe, sıcak odamda mızmızlandığımı hatırlıyorum.Onları yemek yemeye götürmüşlüğüm ya da bir şeyler alıp geldiğim var ama, para vermem asla dilenenlere, madem açsın gel karnını doyurayım derim.Bir defasında Afyondayım, oranın soğuğu da sağlam soğuktur.Buzlanmaya aldırış etmeyen asi ben, çekmişim ayağıma topukluları, yaz günü bile belki giyemeceğim.Çıkıyorum arkadaşın evinden akşam saatlerinde, sokak sessiz yanımda bir çocuk beliriyor para istiyor, yok canım diyorum yürümeye devam ediyorum, aslında biraz korkuyorum da, bişi olsa koşamam da ayağımda topuklular var, altımda buzlanma.Sohbet etmeye başladım okula da gidiyormuş çocuk, gel dedim sana bi yemek yedireyim arkadaşı da çıkageldi, sokaktan başka birine daha seslendiler.Yolda görenler tuhaf bakıyordu, genç bir kız yanında  harap şekilde 3 4 çocuk.Ödemeyi önden yapıyorum, çocuklar burada yemek yesin diyorum.Aralarından biri çıkıyor, olmaz diyor paket istiyorum, neden diye soruyorum, evde annem ve kardeşim aç beni bekler deyiveriyor.Ahh çocuk diyorum.

   Odam sıcak aslında; ama ayaklarım buz kütlesi sanki.Sıcak su torbası mı alsam, yoksa sıcak panduflar mı?Elektrikli sobaya daha da sokuluyorum yok olmuyor, umarım ısınacak bir yer bulursunuz hepiniz, mızmızlandığım için de özür dilerim.


20 Kasım 2016 Pazar

Gitmemeli

   Bensiz ne yapar diye düşünmeden gittin ya hani, her şey birbirine girdi sanki.Bakma güçlü kız pozları kestiğime, ince ince işlendi dokularıma sensizlik.Tamamlanamadım sanki hep bir eksik kaldım, yüzde yüz olamadım hiç.Bayramlar, özel günler sen varsın diye anlamlıymış sanki.Bayram sabahı uyanıp ilk seni öpmek istiyorum mesela, doğum günümü ilk sen kutla, kocaman sarmala beni.Burdayım de, ben var oldukça sana kimse zarar veremez de.Gitmemeli insan, ölmemeli de seviliyorsa eğer bu kadar.Birinin hayatından çekip gitmek bu kadar kolay olmamalı.Kriz değil kalbimi sıkıştıran, sensizlik.Kimsenin olmadığı anlarda çömelip yerime sessiz sessiz ağlıyorum, bazense yetmiyo yaşlar, bağıra bağıra seni özlüyorum mesela.Bu yüzden o kadar koşturmam, yorgunluk dinlememem.Durmak istemiyorum; çünkü biliyorum bir daha durursam eğer kendime gelemeyeceğim.Söylemek istediğim çok şey var aslında, buraya yazmak istemiyorum ben sadece sana anlatmak istiyordum : AMA...





19 Kasım 2016 Cumartesi

Kendini Tanıtmaya Dair

 Erkek kardeşim bana kendimi tanımaya yardımcı olabilecek birkaç soru göndermişti ve bunları cevaplamamı istemişti, ben daha önceden yaptım; ama bilgisayarımda görünce sizinle de paylaşmak istedim.

Aşağıda belirtilen ana başlıklar doğrultusunda kendinizi tanıtma raporu hazırlayınız.
1. Yaşam Tarzı ve Yaşam Felsefesi:
İnsanın doğası hakkındaki inançlarınız nedir? İnsan doğuştan iyimidir, nötr müdür, kötü müdür? Kadın ve erkek arasındaki ilişki nedir, nasıl olmalıdır? Çalışmanın, dinlenmesinin ve ailenin insan yaşamındaki yeri nedir? Bir başkasına bağımlı olma ne zaman kabul edilebilir? Bireyin kendisinin ve başkalarının iyiliği için sorumluluğu nedir? İnsanlar niçin başkalarına yardım eder, yardım etmenin altındaki temel gereksinim nedir? Bireyin Yaradan’la Tanrı’yla, Allah’la, Kutsal Güçle arası nasıldır?
2. Ahlak Kuralları ve Değer Sistemi:
İnsanın Doğası hakkındaki görüşünüz nedir (Doğuştan iyidir, nötrdür, kötüdür) ve bunun temeli nereden kaynaklanmaktadır? İnsanın tabiatla ilişkisi nasıl olmalıdır (Boyunduruğunda, uyumlu, kontrol edici) ve sizin doğayla ilişkiniz nasıldır? İnsanın zaman oryantasyonu nasıl olmalıdır (geçmişte, bugünde,  gelecekte) ve sizinki nasıldır? Katıldığınız aktiviteler nelerdir ve bunu niçin yapıyorsunuz? Diğer insanlarla ilişki kurmaya bakışınız nasıldır? İlişkiyi niçin kurarız?
3. Geçmişi / Kökeni:
İsim koyma, evlendirme kalıpları kökende nasıl? Kökende toplumdan farklı olan şeyler var mı? Bunlar ayrımı yapılan kültürün yansımasını da gösterir. Hayatınızda önemli yer tutan (sevdiğiniz ve sevmediğiniz) kişilerin (anne-baba-öğretmen gibi) özeliklerini yazınız.
Doğumdan bugüne kadarki yaşamınızı her bir yılı temel olarak renkli kalemlerle çiziniz ve açıklamasını yapınız.
4. Yaşam Deneyimleri:
Yaşamınızı etkileyen önemli deneyimlerinizi sembollerle anlatınız ve bu deneyimlerin bugünkü gereksinimlerimiz üzerindeki etkilerini anlatınız.
5. Kişisel Gereksinimleri: +
Gereksinimlerimizi belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz, hangilerini karşılıyor hangilerini Karşılayamıyorsunuz? Gereksinimlerimizi nasıl karşıladığımız da önemlidir. Ne yapabiliriz ki bunları tanımlarız ve gideririz?
6. Kişisel İşlevselliği:
Bundan önceki beş maddeyi temel alarak kişisel işlevselliğimizi ortaya koyunuz. Önceki maddeleri dikkate alarak yani yaşamınızı değerlendirerek şu an sahip olduğunuz enerjinin resmini (renkli kalem ve boyaları kullanarak) çiziniz ve buna ilişkin açıklamanızı yapınız.




 1. İnsanın doğuştan nötr olduğunu düşünmüyorum.Ruh üflenirken bazı bedenlere ötekilerden daha fazla iyi düşünme ya da kötü düşünme duygusu verildiği kanısındayım.Kadın erkek arasındaki ilişki ne yazık ki çoğu  zaman cinsellikten ileri gidemiyor.Karşımızdakine baktığımızda özellikle yakışıklı/güzel ise yaratılan küçük bir fırsatta bile arkadaşlıktan sapmalar  ve yanlış yönelimler oluyor.Kadın da erkekte aslında tek eşliliğe inanmıyor.İlişkinin nasıl olması nasıl davranılması gerektiği hakkında bir yorum yapamıyorum.Her insan gibi ben de az çalışarak keyifle çalışarak para kazanmak istiyorum.Ağır bir iş yapmıyorum, tüm gün oturduğum da söylenebilir; ama keyif vermediği  ve çok boş oturduğum için zevk alamıyorum.Aile kavramı babamı kaybedene kadar pek oluşmamıştı sanırım; çünkü o zamanlar bana göre ailem her zaman olacaktı, kimse eksilmeyecekti.Canım istediğinde arayabilecektim, zaten 2 ayda bir aileme gidebiliyordum, okul zamanları eğlendiğim için yanımda olmamaları problem yaratmıyordu.Şuan uzak bir şehirde yaşamaktan, işimde mutsuz olmamdan dolayı ve heran birine bir şey olacak korkusu yaşadığımdan dolayı ailemi yanımda istiyorum ama mutsuz olduğum zamanlarda daha ağır basıyor, özellikle duygusal olarak yaralandğımda sadece ailemin beni koşulsuz sevebileceğini düşünüyorum.Bir başkasına bağımlı yaşama sanırım en zayıf olduğum konulardan biri, aslında karşımdakine ihtiyacım bile yoktur ama ben öyle bir alışıyorum ki bağımlı hale geliyorum karşımdaki olmasa aldığım oksijen bile batıyor zannediyor ve hayatıma odaklanamıyorum bu da uykusuzluk huzursuzluk ve mutsuzluk yaratıyor içimde.Kendim ve başkalarının iyiliği çoğu zaman çakışabiliyor, karşımdakine haksızlık etmemem gerektiğini ben üzülsem de gececiğini düşünüyorum ama farkında olmadan kendi mutluluğum için çalışıyor karşımdakini görmemeye çalıştığımı farkediyorum.İyilik sebepli yapılan bir şey değildir ve altında bir şey aranması gerekemz, istersiniz ve yaparsınız, daha fazla insanın kendi doğasıyla ilgilidir, umursarsınız ya da umursamazsınız.Derde düşmedikçe yaradan ile ilgili pek düşünmüyoruz ne yazık ki, sanırım zor zamanlarda dua edince bize yardım edecek olgusu yaşıyor.

2.Ahlak Kuralları ve Değer Sistemi
Kontrol edici bir yapım var ve işler benim istediğim gibi gitmediğinde kendimi inanılmaz kötü hissediyorum.Geçmişe çok fazla takılırım, geçecek bitecek diye düşünürken bile acı çekmeye devam edenlerdenim.Kolay kolay silemiyorum unutamıyorum bazı şeyleri.Aktivitelerden uzun zamandır uzağım, yaptığım tek şey kitap okumak eskisi gibi merakımdan değil sırf zaman geçsin diye yapıyorum.Çok çabuk ilişki kurarım, zorlanmam, genelde beni seven herkese  karşı olumluyumdur.Özellikle bana karşı ilgililerse ben de aynı şekilde ilgili olmaya çalışırım.İlişki çoğu zaman pohpohlar.Karşıdaki tarafından değer görmek güçlü hissettiriyor, kız da olsa erkekte olsa farketmiyor.

3.Geçmişi Kökeni
İsimlendirme eskiden değil ama son birkaç senedir beni boğuyor.Kuralcı dayatılmış değerler sistemler karmaşa aklıma gelen şeyler bunlardan ibaret.Görev gibi, zamanı geldiğinde birini bulmak evlenmek, sonra çocuk yapmak onu büyütmek kendini ona vermek, çevremize bakarsak eğer hepimize empoze edilmiş aynı hayatı yaşama biçimi.İlişkileri yaşama biçimimize,  yetiştiğimiz ortam ve  değer yargılarımız önderlik etmektedir.Dilediğimiz gibi yaşayamıyoruz.Yaşayış tarzı ile hayatımda önemli yer tutan biri olmadığı için yazamıyorum.
0-14 yaş: sarı cıvıl cıvıl dertsiz, herzaman herkes tarafından sevilen başarılı bir çocuk ve öğrenci.
15-20: lacivert.eskisi gibi başarı elde edemeyen, ailesini memnun etmeye çalışan aynı zamanda kendi kendine karar vermek için savaşan bir ergen.
21-23:mavi.kazandığı bölüm ve geleceğe dair umutlarla yaşayan, gururlanan.hiçbir şeyi dert etmeyip gezip tozan klasik bir genç.
23-24: mor.babasını kaybetmiş, okuduğu bölüm ile bir yere gelemeyeceğini anlamış, özel ilişkisi çatırdamaya başlamış, kendine dayanak arayan bir zavallı.
25-… :siyah.

4.Yaşam Deneyimleri
Deneyimlerim beni akıllandırmıyor.

5.Kişisel Gereksinimler
Gereksinim duyduğum şeyin ne olduğunu bile bilemiyorum.


6.Bişiler başaramadığımdan ve çok boş durduğumdan dolayı siyah!Yaptığım hiçbir şeyden zevk alamıyorum.Durduk yere kalbim sıkışıyor.Enerjim yok kendimi 1000 ton ağırlığında hissediyorum.



18 Kasım 2016 Cuma

Bi Gıdımdan Fazla Bendeki Sevgi

   'Sen, sevdiği bir insana yemek yaparken, acı sevmiyorsa eğer tek tek tüm biberlerin tadına bakıp, ardından doğrayan bir insansın', dedi bir arkadaşım benim için.Vaay dedim ne iyi bir insanmışım ben, ha ama biz daha depresif şeyler konuşuyorduk, elimde olmadan bir insana kötülük yaptığımı anlatıyordum o da karşılık olarak bana bu cümleyi söyledi.Hah dedim bende, evet işte böyleyim ben ayarsızım, durma noktam yok sevdiklerim için.

   Cidden öyleyim bak, depresif yanım diyor ki, işte sen bu yüzden kaybediyorsun kızım çok değer veriyorsun.Sevdiğim insanın üzülmesine dayanamam, dayanamıyorum yani hele ki çözülebilecek bir şeyse.İmkanlarım el verdiğince, bazen yetmediği takdirde yine de uğraşır sorununu halletmeye çalışırım.Bir kere şöyle bişi var, sevdiğim insan sıkıntılıysa eğer ben mutlu olamıyorum,bir huzursuz oluyorum, o da benle gülsün istiyorum, bencillik değil bu, sıkıntısını çekmemek hiç değil, dinlerim sonuna kadar isterse günlerce anlatsın, zaten en önemli şey yanında olduğunu hissettirmektir, tabi benim için geçerli bu, herkesin öyle olmadığını gördüm.

   Sevgide sınır tanımayan biri olarak, nefrette de öyle olduğum düşünülür; ama yok edemiyorum.En nefret etmem gereken insandan bile nefret edemiyorum.Bir paylaşım yapmış bugün bir arkadaşım, daha önce okuduğum ve benim de üzerinde durduğum bir paragraf, şöyle diyor;

'Dünyada bir tek insana inanmıştım.O kadar inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak bende artık inanmak kudretini bırakmamıştı.Ona kızgın değildim, ona kızmama darılmama, onun aleyhine düşünmeme imkan olmadığını hissediyordum.Ama bir kere kırılmıştım, hayatta en güvendiğim insana duyduğum bu kırgınlık adeta bütün insanlara dağılmıştı.Çünkü O benim için, bütün insanlığın timsaliydi.'

   İşte böyle bir şey yaşadıktan sonra bile nefret edemedim, kin güdemedim, kırıldığım yerden kırmadım.Kötü bir insan değilim ben, farkında olmadan insanları kırabilmiş olabilirim; ama tekrar söylüyorum isteyerek değil.İstiyorum ki bana kırılan bir insan gelsin karşıma, neden böyle yaptın diye sorsun, yanlış yaptığımı göstersin, hem kendini anlatsın hem bana açıklama fırsatı versin.Kendimi eleştirebilecek ve eleştiriyi dinleyecek bir yapım var ve bizi dinlemez cümlesini kabul etmiyorum.Zaman geçiyor, kimsenin buraya kazık çakmayacağı malum, o zaman neden sevgimizi esirgiyoruz birbirimizden.





16 Kasım 2016 Çarşamba

Islak Yavru Köpek

   Yağmur var  burada, öyle yumuşak yumuşak yağan romantik yağmurlardan değil.Camlara vura vura uyanın dercesine yağanlardan.Dışarıda hava buz, kendimce hasta mıyım acaba işe gitmesem mi diye düşünüyorum.Hazırlandım sokak kapısının önüne çıktım, önce telefonumu unuttum sandım ay dedim işaret herhalde, kapının önünde durdum sokağa atmak istemiyorum  kendimi, bugün korkuyor muyum ne?

   Elim kontağa titreyerek gitti, sanki gaz pedalı ile fren pedalının yerini karıştıracakmışım gibime geliyor.Biraz da gördüğüm kabusun etkisi var, savruluyordum, arabada benden başkaları da vardı, yaralılar vardı, sevdiğim insanlar sanırım 5 kişiydiler biri bıçaklanmıştı ötekilere başka şeyler olmuştu, hepsini arabama bindiriyordum, yükleniyordum gaz pedalına, kırmızı ışık insanlar bana engel olmuyordu, kornaya basa basa feryat ede ede kullanıyordum arabayı, yardım çığlıkları atıyordum.En sonunda onları götüreceğim yere gelmiştik arabadan indim ve o an ilk kez ağlamaya başladım hıçkıra hıçkıra kendimden geçercesine, artık rüyada olduğumun farkındaydım, uyan Meltem dağılsın kötü şeyler dedim, gözümü açtım; ama  gözyaşlarımı farkettim.

   Islak yavru köpekler karşıladı beni kapımı açtığım anda, baktım gözlerinin içine yardım istiyordu sanki, bir de gözleri öyle güzel ki.Kendimi bir an onlar gibi hissettim, yağmurda ıslanmış çaresiz.Benim için ayrılan böreği aldım elime çıktım yine dışarı, onlar yesin ben yiyecek başka şey bulurum diye, minik parçalara böldüm attım önlerine, tam yiyecekken büyük köpek geldi ve onları kovaladı, yağmur altında ıslanıyordum benim yavru köpekler aç kalacaktı; ama ben hareket etmeden izliyordum sonuç,böreğin tamamını büyük köpek yedi, yani güçlü olan.Yağmur artık iyice yüzümü ıslatmıştı bir irkildim,ilk kez buraya bir küfür savurasım geldi; ama durdum içimden ettim.İçeri gittim yiyecek başka şeyler getirdim bu kez başlarında bekledim, büyük olan gelince de kovdum, haklarını yedirmeyecektim bu kez başkasına.Bazen diyorum...


15 Kasım 2016 Salı

Günlüklerim-13

   Günaydın efendim, ha geç okuyacak olanlar sizlere de selamlarımı sunuyorum.Malum sağır sultan bile duydu geçen hafta fuarda olduğumu ve Meltem olmaktan çıktığımı.Fuar pazar günü bitse de ben daha yeni yeni kendime gelmeye çalışıyorum, kolay da olmayacak tabi; çünkü aldığım siparişleri bilgisayar ortamına taşımam sonra mail olarak müşteriye atmam, onaylatmam, onayladığı takdirde bedelin % 30unu bankaya yatırtmam gerekiyor.Ha o da bitince üretime ver, yurtiçi siparişlerinin önüne almaya çalış ki siparişlerini, 1 tır dolusu mal alan müşterim kaçmasın :)

   Bir benim bir de patronumun odası 2. katta, geri kalan tüm ofis ve üretim 1. katta.Yukarı çıkan 2 ayrı merdiven var, biri ön taraftan biri de üretim bölümünün olduğu yerden.Bugünlerde o kadar çok inip çıkıyorum ki, çalışanlar bir bakıyo yanlarından geçiyorum ikinciye geri gelmeden yanlarından geçiyorum.Hali ile bedenen de çok yoruluyorum; ama olsun hem zaman geçiyor, hem de herzaman öyle yoğun olmuyorum, dizi izlemekten başka bir şey yaptığım olmuyor.Bir de yaptığım işten memnuniyet duydukları zaman pek bi mutlu oluyorum.Fuar esnasında oturma fırsatı bulmuştum patronumla beraber.'Meltem sen tam piştin, bana gidiyorum demek yok, maaşını da düzenleyeceğim, hakettiğini alacaksın', dedi.Ooo ben bir havalar, yani evet zam yapacak olması çok güzel; ama yaptığım işte iyi olduğumu söylemesi ayrı bir gururumu okşadı hani.Çok fazla net ortamında zaman geçiremedim fuar boyunca,; ama paylaşımlara olabildiğince göz gezdirmeye çalıştım; çünkü leş gibi yığılıyordum.Kardeşim geldi 4 5 gün bende kaldı toplasanız 3 saat görmemişimdir.Bir gün gel dedim benle fuara, götürdüm 1 saat dayanamadı, taksi çağır eve gidcem diye sızlandı.

   Eveet sevgili arkadaşlarım, bugün de derin bir nefes çektim içime ve yürü Meltem dedim, durma; çünkü durursan devam etmek istemeyeceksin.Aldınız umuyorum mesajı :) Sevgiler






13 Kasım 2016 Pazar

Pazarlamacıymışım Ben

   Şu anın hayali ile yaşıyorum bir haftadır;çünkü bir hafta boyunca fuarda deli gibi çalıştım, aslında fuar başlamadan yorgunluğunu  düşündüğümden hep bitiş akşamını düşündüm ve o an bu andır.Evime geldim  bacaklarımı uzattım ve ohh bitti.

   Patronumun babası ziyarete gelmişti standımızı, yemek yapmıştım daha önce iş yerine götürmüştüm o yemiş, inanmamış benim yaptığıma, pazarlamacı bu diyo sallıyordur, çarşıdan alıp gelmiştir.Bi durdum Allah Allah öylemiyim yahu.Ben hep ay pazarlamacıların işi çok zor valla çekilir çile değil diyorum.Bana işimi sorduklarında dış ticaret diyorum, ithalat ihracat daha çok ihracat,ee yani ne yapıyorum yurt dışı müşterilerine koltuk pazarlıyorum, yani ben pazarlamacıymışım vay anasını Allah yardımcım olsun o zaman.Ama hiç pazarlamacıların dedikleri gibi değilim valla müşterileri kandırmıyorum hiç, he fena zorluyorum müşterileri iskonto konusunda hatta birden fazla müşteri sen git seninle baş edemiyoruz, patronun gelsin dedi, aynen patronuma ilettim, ne yani beni saf mı görüyorlar diye sordu:)

   Ya şöyle bir şey var Dubai,Katar, Bahreyn gibi ülkelere pek acımam sıkı pazarlık yaparım; çünkü biliyorum zengin ülkeler ve proje işi çalıştıklarından yüklü miktarda mal çekiyorlar; ama bakıyorum böyle Libyadan müşteriler geliyor, oradaki savaşı da biliyorum ne zorluklar çektiklerini, mesele bankadan dolar satın alıyorlar, yiyecek ve ilaç alacaklarsa doları 1.4 ten satıyorlar, geri kalan tüm mallar için 5,34.Geliyorlar böyle, yüksek bedel söylemek hiçbir şekilde içimden gelmiyor onlar sormadan en dip iskontoyu yapıyorum ve ikramlık neyimiz varsa önlerine serdiriyorum, ne yapayım yani üzülüyorum.

   Evet ben o üzüldüğüm, bin tane insanın kahrını çekmek zorunda olan pazarlamacılardanmışım, biraz geç farkettim; ama ne yapalım bu benim işim.Yorgunum ziyadesiyle, gözlerim kayıyor; ama kazandığım her kuruşta alın terim var ve bu benim mutluluğum.

11 Kasım 2016 Cuma

Gülüyorsak Eğer

   Kaliteli insan,ona gösterilen güler yüz ve samimiyetten cesaret bulup haddini aşmayandir, demiş bi insan evladı.Ne güzel demiş ya, alnından öpüyorum.

   Etraflıca düşündüğümüzde iyi niyetimizin, güler yüzümüzün ne kadar suistimal edildiğini görürüz.Özellikle satış dalında, ikili görüşme gereken işlerde bu işin ne kadar çığrından çıktığını görüyoruz.Örneğin ben yurtdışı pazarlama birimindeyim, fuarlara katılıyorum ya da müşteri ziyaretine gitmem gerekiyor, patronumun hepimize ilk söylediği şey şudur, güler yüzlü olacaksınız, suratınız düşmeyecek, sesiniz neşeli ve canlı olsun.Ben yapım gereği zaten böyle bir insanım, canım gülmek istemediğinde  de patronumun dediklerini hatırlıyorum.Çoğu müşteri bunun kıymetini biliyor ve ilgimiz için teşekkür ediyor, çoğu yerde asık surat ile karşılaştıklarından şikayet ediyorar.Haklılar; çünkü alıcı olarak satıcıdan güler yüz beklenir.Ben gittiğim bi mağazada uyuz çalışanlar varsa gıcık olurum, alacağım varsa da almam ürünü.Neyse efendim benim çalıştığım yerde çok seyrek olsa da, çoğu yerde kişiler güler yüz görüp hadlerini aşıp, ahlaksız tekliflerde bulunuyorlar.Bu noktada insan artık tebessüm etmek bile istemiyor; ama iş şartları diyorum.İşvereni iyi olan insana bir şey olmuyor, benim başıma geldi mesela, cıvık davrandı bana müşteri, patronum kovdu onu, çok sinirlendi dövecek sandım; ama bi havaya girdim ki ohoo.

   Türkiyede empati nasıldır hepiniz bilirsiniz, aynı şey anana bacına kızına yapılsa ne hissedersin diye sorarlar.Ben de insanlardan bunu bekliyorum, yani diyorum ki Allah çocuğunuzun karşısına aynı sizin gibi bi insan çıkarsın, gönlünüz nasıl rahat edecekse siz de öyle olun.

10 Kasım 2016 Perşembe

Sabah Sürprizi

  Dışarı çıkmamla yumuşak yumuşak yağmur damlaları yüzüme çarpmaya başladı.İlk bi şaşkınlık yaşadım; çünkü güneş tepede parlıyordu; ama çokta mutlu oldum, böyle hafif hafif yağış severim yağmurda da karda da.O an gökkuşağını farkettim, çok severim de.Aklıma düştü birden acaba insanların da mı 7 rengi var diye, karamsar rengi düşündüm, siyah olmayabilir bence, gökkuşağındaki başka bi renk karamsarlığı temsil ediyordur, olamaz mı olabilir.

   Hakikaten benim için çok söylenen bir şeydir bu, çok değişkensin diyolar, hava durumu gibisin bir güneşli bir sağanak yağmurlu.Yani efendim çok mutlu görünürken az bi süre sonra suratım sirke satabiliyor, ehh 7 rengim var canım herhangi birini seçebilirim.Dengesiz diyen insanlar var, bence kesinlikle dengesizlik değil bu, ha duygu yoğunluğu diyebiliriz ama ona bişi demem.

  Henüz çok uykulu olduğumdan koyu renklerdeyim; ama birazdan müşteriler gelmeye başladı mı ve beni yine yoğunluk sardı mı sarı turuncu yeşil ortaya karışık yani, arada 2 dakikalık nefes molasında çay içmeye çalıştığım; ama hiç bardağın sonunu getiremedğim dakikalarda kopkoyu.Sizlerin günü renkli, neşeli capcanlı geçsin efenim, saygılar.

9 Kasım 2016 Çarşamba

Bi Mola


 Bazen minik hareketler bile, bir insanı mutlu etmeye yetebilir.Yorgunluktan bitap düşmüş, konuşmaktan boğazı kurumuş bir Meltem var şuan.Yine de beni mutlu etmeye çalışan iyi ki tanımışım dediğim insanlar var, çok uzaktan da olsa yüzümü güldürebiliyorlar.Hep öyle insanlar var olsun hayatımızda, çoook amin.








8 Kasım 2016 Salı

Bekle Bekle Yok

   Hani bir şeyi çok isteyince olurdu, düşündüğümüze dikkat edecektik; çünkü gerçek olabilirdi.Evrene pozitif enerji gönderecektik.

   Hepsini yaptım, umut ettim, bir şey diledim, çok ama çokta istedim taa içimden; ama yok olmadı.Yanlış enerji mi yolladım evrene, yoksa Allah bana daha hayırlı şeylerle mi dönecek.Bir de hayal kırıklığına uğramaya alıştım demiştim, madem öyle neden üzüldüm yine.

   Asabımı da bozdu zaten beklentiler, girmicem diyorum beklentiye; ama çaktırmadan giriyorum işte.Rüyalarımda oluyor, sabah onun etkisiyle uyanıyorum.Kafa atcam şu hayallere artık, ooff!



7 Kasım 2016 Pazartesi

Amaçsız Şarkılar

   Hiç sevmesekte bazen erken saatte dinlediğimiz bir şarkı dolanır dilimize, bazen tüm gün, bazense günlerce..Hele ben varya lanet olası bir şekilde hemen kaparım şarkıyı, ilki bu,


Ya dalga geçmek için açtık şarkıyı, gülerek izledik; ama dünden beri zihnimde dolanıp duruyor, tamam cidden çok eğlenceli; ama yani kovmak istiyorum artık.Ötekine geçelim,


Apaçi şarkısı mıdır, arabesk midir nedir anlamadım.2 tane iş arkadaşım aralıksız 3 4 haftadır bu şarkı ile eziyet ediyorlar bana resmen.Bu ne be diyorum, ya diyorlar bizim de dolandı dilimize.Bıkmıyorlar da, sanırım bugün üst üste 4 5 kez dinledik bangır bangır.Ne anlatıyor diyorum çok mu sevmiş ya da hala seviyor mu, sevmek istemiyor; ama çok mu seviyor, onu da anlamadım zaten.Sevmiyorum ya istemiyorum, dolanmasınlar dilime, valla sinirden gülüyorum bazen.Şuan kafamda dolanıyor ilki.
Allahtan Ajdar yok uzun zamandır,yoksa bi çikita muz derdim, ayy sus zihnim hatırlama sakın :)

Error

    Bazen herkes, tüm dünya yaptığımızın yanlış olduğunu söyler; ama biz inadına yapmaya devam ederiz.Gerçekten sırf inat etmiş olmak için mi, yoksa gerçekten inandığımız için mi?

   'Nasıl olur da göremezsin?' , en çok duyduğumuz cümledir böyle zamanlarda.Duyularımız mı kapanıyor ki acaba bu durumlarda.Ben mesela inandığım şey veya kişiye odaklandığımda dışarıdan gelen tüm seslere kapatırım duyularımı.Doğru mu yapıyorum orası tartışılır tabi.Ha ama en nefret ettiğim cümlelerden biridir, 'ben dememişmiydim'.Ne yapalım yani canım dediyseniz, of ama ha.Ben de kullanmayı hiç sevmem; çünkü uyardığım bir şeyin sonucu muhtemelen kötü olacaktır, gerçekleşmesin de ben yanılayım daha iyi yani, yanılmak umurumda olmaz.

   Bir de işin kötü yanı var di mi, kimseyi dinlemez savaşırsınız sonra bi bakarsınız, durum içler acısı.Neye yanmalıyız o an verdiğimiz savaşa onca uğraşımıza mı yoksa etraftakiler bizi uyardığında gözümüzü kulağımızı kapattığımıza mı?

Soru çok, kafalar karışık, beynim zaten bulanık, hadi bakalım şarkıyı açın dinleyin de biraz ritim gelsin gününüze.


Not: kafam bulanık dedim ,başlık bulamadım, o yüzden error error error 404 not found :D

6 Kasım 2016 Pazar

Pazar Gibi Pazar

    Ohh uzun zamandır o kadar dinlendiğim bir pazar olmamıştı, elbette ki gezmeleri çok seviyorum; ama hep gezince yorgunluğumu atamıyorum, e biraz da evde pineklemek istiyorum dilediğimce.

   Bugün evde yalnızdım dilediğim gibi uyudum, döne döne taa öğle saatlerine kadarAramızda kalsın evde yalnız olmakta güzel hani dicem; ama diyemiyorum; çünkü eşim her yazdığımı okuyor.Hazırladım kahvaltımı geçtim balkonuma, hava da öyle güzel ki, günlerdir çok üşüyordum, özellikle ayaklarım çok üşüyor son bir senedir, neyse efendim güneş iliklerimi ısıttı desem abartmış olmam.Pazar demek zaten yatmak kalkmak, sürekli bir şeyler yemek, kitap, güzel bi film demek benim için.Bu hafta yeme kısmını birazcık abartmış olabilirim.Dün ailem bana memlketten koli gönderdi de, Allahıımm gidip gelip yiyorum, mest oluyorum resmen:)

   Dolabımı toparlıyım dedim, off ama sıktı bitmek bilmedi, tamamlamadım sıkıldım bıraktım, ha ama tabiki de giyecek bir şeyim yok.Hepsi gözüme giyilmezmiş gibi geliyor, hoş birkaç hafta önce giymeyeceklerimi ayırıp yardım kutusuna atmışım, bunları bıraktığıma göre giyilebilecek şeylerdi; ama neden ben hep kot tişört giyiyorum acaba, ha şimdi tişörtler yerini artık daha kalın kazaklara bıraktı.Kot değiştiriyorum desen o da yok, takıyorum 2 tanesine yıl boyu aynı şeyi giyiyorum, ha demek ki arada süslendiğimde insanların özel bir şey mi var diye sorması bundanmış.Ah be Meltem sen öylemiydin diyorum kendime; ama yok ya gelmiyor içimden.İnsanlar için giyinmek tarzım değildir, mutluysam eğer şıkır şıkır giyinmek süslenmek isterim; ama yani iş yerinde tüm gün oturup kitap okuyan ya da dizi izleyen biri olarak süslenmek gelmiyor valla içimden.Geçenlerde patronum böyle ince ince mesaj verdi ama, aşağıdaki iş yerlerinden birine gittim dedi, bayan çalışanı elbise giymiş, üzerine de bir ceket giymiş dedi, tam iş kadını.Hıı dedim o an üzerime bakmama gerek yoktu tabiki de kot ve triko vardı.Evet yani şık giyinmemiz gerekiyor bunun ben de farkındayım; ama hafta içi in cin top oynuyor bizim avmde.Haftasonları hareketli, o yüzden haftasonu çalıştığım zamanlar da şık olmaya gayret  gösteriyorum.

   Ne konuştum be, acıkmadım; ama aklım dolaptaki dönerde.Evet dolapta; çünkü Hataydan getirttim:D Kebo döner eennn enn sevdiğim döner, Ankara da ve Mersinde de şubeleri var, aranızda oradan olan varsa eğer, şiddetle tavsiye ederim.Bir gün kalbimi kırarsanız da ordan 5 tane paket yaptırıp bana yollarsanız eğer küslük filan kalmaz aramızda, ha ama uyarayım acıya direnciniz yoksa kesinlile acılı yemeyin.

5 Kasım 2016 Cumartesi

Minicik Bir Özür

   Geç kalmış bir özrün önemi var mı?Daha önceleri çok beklediğim, zaman geçtikçe azalan ve daha sonra biten bir özür beklentim vardı.

   Bana haksızlık ettiğini defalarca söylememe, anlatmaya çalışmama rağmen beni dinlemeyip, suçlu bulup bana haketmediğim şeyler söyleyen biri aradı, üstelik uzun zaman sonra.Sesinde mahcup bir ifade, kötü şeyler söylememden çekinen bir ses tonu vardı.Şaşırdım tabi; ama beklediğinin aksine ne öfkeliydim ne de başka bir şey hissediyordum.Zamanında çok öfkelensem de çoktan unuttum; çünkü biiyorsunuz kötü düşünceler,hatıralar hamallıktır derim ben.Kendime şaşırdım aslında; çünkü zamanında gelişen bu olay karşısında çok gözyaşı dökmüş, üzülmüştüm, ahımı da almıştı hani.Düşündüm biraz haz duygusu filan da yoktu, sadece geçmişte kendimi, çevremdekileri o kadar yıpratmanın ne gereksiz olduğunu gördüm.

   Her şeye rağmen evet, düşünüp suçlu olmadığımı anlaması güzel bir şey ve özür dilemesi büyük bir erdem.Ha bir şey değişiyor mu diye sorsanız, benim için soğumuş şeylerin özrü pekte bir şey ifade etmiyor, yanlış anlamayın affetmiyorum demiyorum, sadece üzerinden çok zaman geçtiği için zaten unutuyorum.Ufak bir tavsiyede bulunmak istiyorum, özür dilemek kimseyi küçültmez, o yüzden gerektiği yerde lütfen dileyiniz.Yani lafın kısası  henüz zaman varken, ikiniz de hayattayken yapın, geç kalmayın, minicik olabilir; ama bu sizin ne kadar erdemli ve adaletli olduğunuzu gösterir.

Sevgiler...



4 Kasım 2016 Cuma

Ellerin Oldu

  Dün insanın nerede olduğunun bir önemi yok dedim.Bugün yazıyı okuyan bir arkadaşımla konuştuk bunu ve ortaya şuan okuyor olduğunuz şeyler çıktı.Tabi biz bunu arkadaşlık özlemi değil de, aşk olarak ele aldık.

 Özlediğiniz insan uzakta olsa bile kalbinin sizin için attığını bilmek muazzam bir duygudur.Bir de özlediğiniz insanın kalbinde artık olmayışınız durumu var, dün sevgili Semanur yazmıştı, özlemek acı veriyorsa eğer diye, sanırım böyle bir duruma değinmek istemişti o da.İnsanın sevdiği insandan kopmak zorunda kalması ve onun artık başka biri ile olduğu düşüncesi çok ağırdır, her bünye kaldıramaz.Kimileri tüm acılarını gömüp başı dik şekilde yoluna devam ederken, kimilerinin aldığı nefes bile acıtır canını ha bi de gururlu olanlarımız var, yaşadıkları içini yaksa da kimseye hissettirmemeye çalışanlar.Ne zaman böyle şeyler düşünsem hepimizin ağzına tükürmüş bir sahne gelir aklıma, hemen paylaşıyorum tabiki de.



   Oooof offff bak oturdu yine o öküz içime.Sevdiği evlenen Hülya değil de benim sanki.Sulu göz olmayan benim bile doluyor gözlerim, yaşlanıyormuyum ne.Zaalııım İbrahim uydun ananın lafına bıraktın sevdiğini, bak nasıl yanıyor yüreği.Onu öyle gözü yaşlı bırakıp gittin ya sen de mutlu olama e mi.




 

 

 

3 Kasım 2016 Perşembe

Bi Özlem

   Bazen nerede ve kiminle olduğu önemli değildir insanın.Her an varlığını, sıcaklığını hissettiği birileri varsa ve düşününce gülümsüyorsa, uzakta olsa bile yetiyor bazen.Aranızda mesafeler olabilir, çok ama çok özleyebilirsiniz, dert etmeyin.Sevginiz hep daim olsun...



2 Kasım 2016 Çarşamba

Bana Arkadaşını Söyleme

   Tek başıma sessiz bir şekilde otururken, yanıma tanıdık biri geldi havadan sudan bahsetti hal hatır sordu.Sonra eskiden çok yakınım olan; ama şuan görüşmediğim biri ile ilgili bir şeyler söylemeye başladı, onun hayatına dair ithamlar filan, bir sürü şey.Şaşırmış gibi yaptım söylediklerine, yok öyle bir şey dedim, aslında sana ne bu onun hayatı nasıl isterse yaşar demeyi çok isterdim; ama öyle dersem onun söylediklerini doğrulamış olabileceğimi düşündüm ve artık görüşmesem de arkadaşımın kulağına gitse hiç hoş olmaz, aslında mesele kulağına gitmesi de değil hoş bir durum değil bence, daha önce bir şeyler paylaştık ve biz artık görüşmüyor konuşmuyoruz diye onun arkasından konuşmak bana yakışmaz, aramızda geçenler ve birbirimize dair bildiklerimiz ikimizin arasında sır gibi bir şey olmalı.


   Akşam oldu ikimizi de tanıyan bir arkadaşım aradı.Olanları ona anlattım, peki dedi sen onun bu şekilde davrandığını, böyle bir hayat yaşadığını biliyor muydun, evet dedim.Neden arkadaşlığımızı kesmediğimi, bunun bana zarar verebileceğini hiç mi düşünmediğimi sordu.Evet biliyordum; ama arkadaşımın özel hayatı, benim dışımdaki ortamları beni neden ilgilendirsin ki, ben arkadaşlığımıza bakarım bana nasıl davrandığına, kötüyken yanımda mı ya da ne bileyim bir şey olunca beni satıyor mu, benim için önemli olanlar bunlar dedim.Durdu biraz düşündü, aslında haklısın dedi keşke hepimiz öyle düşünebilsek; ama mahalle baskısı denen bir şey var, rahatça herkesle arkadaşlık kuramıyoruz, arkadaşını kötü bir ortamda gören kişi onu daha sonra seninle görünce senin de onun gibi biri olduğunu düşünüyor, sen de biliyorsun dedi kardeşim gibi sevdiğim Şeymayı; ama gittiği yerler takıldığı insanlar yüzünden arama mesafe koymak zorunda kaldım, şimdi de görüşmüyoruz, keşke öyle olmasaydı; ama yaşadığımız yer öyle, kabullenmek zorundayız.


   Ne yani susuyor boyun mu eğiyoruz?İnsanlar atalarımızın söylediği; ama benim sevmediğim ve desteklemediğim 'bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim' lafına kanıyor.Ben mesela değişik arkadaşlar edinmeyi severim, bazı arkadaşlarım aşırı uçarı iken diğeri inanılmaz naif olabiliyor e bu durumda ben kimim, neye göre değerlendirecekler beni.Bir ara biriyle tanışmıştım, malesef ki erkeklerle beraber olarak para kazanıyordu, onu dinliyordum yaşadığı şeyleri konuşuyorduk, onunla arkadaşlık ettim diye ben de mi o sınıfa konacağım.Hadi ama o kadar sığ düşünemezsiniz di mi ya da düşünürmüsünüz ki?






1 Kasım 2016 Salı

Neden 'smiley' Yollamadın???

   Sevgili arkadaşlar ben biraz düz, öküz bir insanımdır.Yok yok öyleyim, bana bunu üniversiteye kadar söyleyen olmamıştı.Öküzlük dediysekte her konuda değil, dikkatinizi çekerim bak.İlk sene özel bir yurda kayıt oldum orada da hemen bir grup olduk, yeni yerleşmiş 5kız.Birbirimiz olmadan yemeğe bile inmiyoruz, sanırsın bizi kaçıracaklar.

   Şöyle anlatayım efendim, kızlarla mesajlaşıyoruz, nerdesin bebeğim diyorlar e buna ne cevap verilir, yoldayım, geliyorum veya hernerdeysem söylüyorum.Bu durum bir süre öyle devam etti, bir gün bana Meltem sen neden hep kızıyorsun diye sordular, nasıl yani dedim, ya dediler biz canım yazıyoruz, bebeğim yazıyoruz sen sadece geliyorum, yoldayım, yemek yiyorum gibisinden bir şeyler yazıyorsun, biz de kızgın olduğunu filan düşünüyoruz.Allah Allah ben bu zamana kadar kimseye sıfat  veya başka bir isim ekleyip seslenmedim ki, bir sevgililerime klişe laf olan aşkım, yani o kadar ötesi yok.Bakın diyorum yok diyorum öyle bişi, ben sadece kimseye öyle seslenmedim, ağzıma da yakışmaz hani,yine de kırmıyım diyorum canımdan başlıyorum devam ediyor sonra.

   Zaman geçti whatsapp yayıldı tabi, orda da smiley dediğimiz suratlar ifadeler iş açtı başıma.Vay efendim mesaj yazarken neden bana smiley göndermedin, hönk!!!Lan ben güzel güzel mesajlar atıyorum, sonuna ne sıfatlar isimler ekliyorum ee suratımız mı eksikti.Neden gülücük eklemedik, ya da sonuna öpcük atan surat koymadık.Yahu komik bişi olduğunda gülen surat gönderiyorum tamam; ama ben öpücük atan suratı birini başımdan savmak için gönderiyorum, sana cevap vermek istemiyorum hadi ben kaçtım gibisinden.Bu ne kardeşim yazılanlar yetmiyor mu, illa surat mı göndermemiz gerekiyor anlaşabilmek için.

   Birinin kızgın olduğunu anlamak için millet artık atılan ifadelere bakıyor, kızgınsa falan sonuna gülücük atılmıyor vay arkadaş ya, bence de bu samimi değil ne olmuş.Yani benim yazdığım mesajları hiç edip bana 'smiley' soruyorsan o da senin ayıbın olsun, he canım ayıp diyorum ayıp tamam mı, şurada smiley olsa sonuna öfkelenmiş surat eklerdim :)