Hakkımda

2 Mayıs 2018 Çarşamba

Welcome To India-3

     Selam sevgili blog alemi!Hindistan notlarımın son kısmına geldik.Anlatsam daha 3 5 yazı çıkar da, bir daha gideceğim nasılsa onlara saklıyım az.Hızlı bir geçiş yapıyorum hemen yazıma.

       Müşterimizle beraber, bizleri hiç tanımayan bir arkadaşı da geldi, Türk olduğumuzu biliyordu; ama müslüman olduğumuzu duyduğundaki tepki inanılmazı.Önce inanamadı, sonra korktu bir bocaladı, e öyle olunca dinler mevzusunun içinde bulduk kendimizi.Önce neden korktuğunu anlatayım, malesef ki Hindistandaki müslümanlar bir acayip saç ya da sakallarını kırmızıya boyuyorla, hindularla konuşmuyorlar, çocuklarının onlarla oyun oynamasına bile izin vermiyorlar, kadınların da neredeyse tamamı çarşaflı, hatta bana yoldan geçen şu müslüman kadınlara senin müslüman olduğunu söylesek kesinlikle inanmazlar dedi:)

       Bu kez de onlar anlatmaya başladı Hinduizmi, çook çook eskiye dayanıyormuşta ilk inanışlardan biriymişte filan.Gerçek Hindular vejeteryanlar mesela, nedenini duyunca ise ben şok; çünkü diyorlar canlı olan her şey kutsaldır, kimsenin yaşama hakkını elinden almaya hakkın yok.Yani şimdi bu bana uygun değil; çünkü ben tam bir et oburum ayrıca da dinimde kurban bayramı diye bir şey var yani, neyse ki anlayışlılar aynı zamanda et yiyebileceğiniz yerler de var yoksa 15 gün  etsizlikten ölürdüm ben.Neyse işte Hinduizm kucaklama inanışı diyor, mesela sen geldin bana bir tokat attın, ben sana karşılık vermem, sadece bu cahilliğin için senin adına üzülürüm diyor, bak sen bak, bi Türk'e tokat atsınlar bakalım neler oluyor.Bizi tanımayan arkadaşı aslında Türkiye'yi çok merak ediyormuş; ama gelmeye korkuyormuş neden diye sordum, türkçe olarak 'mafya' dedi, orada mafya çok, ne alaka ya dedim nereden görüyorsun, internetten dedi, e dedim biz de sizin ineklere taptığınızı düşünüyoruz ülkecek doğru mu bu dedim, gülmeye başladılari nerden çıkarıyorsunuz bunu diye sordular e dedim al sana internet.Onlar da anlatmaya başladı, bak dedi inek bana süt veriyor, yağ veriyor peynir ve daha fazlası, benim için ne kadar fazla şey ürettiğinin farkında mısın, yani sadece bu ona saygı duymamıza yeter, inek bunlardan sadece biri, e dedim arabanızda iş yerlerinizde hep putumsu figürler var, ona bakıp dua ediyorsunuz putperest misiniz siz, bak dedi sizin Kuran'ınız var, caminiz var yani odaklanabildiğiniz bir yer ve bir şey var dua okurken dedi, e dedim onlar da bizim için sadece odaklanma objeleri, yaradan tektir ona inanıyoruz tabi ki; ama bunlara da tanrı diyoruz biz, bazılarının ki fil şeklinde bazılarının ki başka bir şey, saymaya kalkarsan kaçbin tanrı bulacağınızı tahmin edemezsin, ha dedim mantıklı.Sakalını, saçını asla kestirmeyen bunun günah olduğunu düşünenler var, yani koyu Hindular.Hani böyle sarık gibi bir şey takıyorlar ya, onun altında upuzuun bir saç topluluğu var, sakallarını da siyah tel tokamsı bir şeyle tutturuyorlar.Tabi ki tüm Hindular anlattığım kadar hassas değil, mesela benim müşterim tavuk yiyor, o zaman sen gerçek Hindu değilsin dedim kendisine, neden diye sordu, e et yiyosun dedim, o zaman sen de gerçek müslüman değilsin dedi, niyeymiş dedim, eşarp takmıyorsun dedi, bak sen bak çakala lafta soktu bana, olsun ben kaşındım:)
 

Bir de inanılmaz bir reenkarnasyon inancı var, fakir olan halinden memnun; çünkü bir daha ki yaşamında zengin olacağına içtenlikle inanıyor, 7 kez doğacakları olgusu var hepsinde.Mumbai'den Delhi'ye geçmeden önce birkaç saatimiz vardı biz de, sahile gittik arkadaşımla hindistan cevizi gördük, sütünü içip kendisini yiyelim dedik, adının hindistan cevizi anlamına geldiğini söyledik Türkiyede, şaşırdılar niye ki dediler meşhur bir şey değil buralarda, sahi niye hindistan cevizi onun adı ya?

Mombai-Delhi arası yaklaşık 2 saat sürdü uçakla; ama önemli bir hatırlatma yapayım, elinizde biletin ingilizce çıktısı olmadan havaalanına giremiyorsunuz,  biletim var içeriye gidelim görün cümleleri kar etmiyor, ha bi de bi de avm, havaalanı turistik yer neresi olursa olsun, hep arama noktası var ve de kadın erkek girişleri ayrı, erkeklerinki genelde açıkken kadınların giriş yeri arama noktası kapalı, bakınız görsel aşağıda.
Delhiye çok geç saatte varmamamıza rağmen, trafikten ötürü otele varışımız gece 2yi geçmişti, sabahta Tac Mahal'i gezmeye gidecektik tatil günü olduğundan, 6 da bizi tren garına bırakacak araç gelecekti, off.Azıcık uykuyla asansöre bindik, azıcık sersemlik, azıcık Türk'e benzediklerini düşündüğümden günaydın dedim, günaydın dediler:)Gitmeden restorandan yolluk alalım bari diye girdik, içerisi Türk kaynıyor, birbirlerine poaça zeytin filan uzatıyorlar, onlar da ben gibi yemek yiyemeyeceklerini düşündüklerinden yolluk getirmişler Türkiyeden, zaten gezmeye gelen o kadar fazla Türkle karşılaşıyorsunuz ki,misal Mumbaideki otelde 10 kişi flandık ünlülerin hayatlarını konuşup eleştiriyorduk, yanımıza sarşın boylu poslu bi kadın geldi, türkçe konuştuğunuzu duydum da geldim dedi, bir baktım aa dedim sizi tanıyorum dedim, bizim sosyetiklerden biri.Delhi de otel değiştirdik yine Türkler yani demem o ki, uzak diyarlardasınız diye rahatça konuşmayın bence.Sabahın erken saati olmasına rağmen çok sıcaktı, ama ben yanıma bir hırka almıştım malum sıcak diye kapalı alanları olabildiğince serin tutuyorlar klimalar sağlam çaşlışıyor; ama trenin o kadar soğuk olabileceğini tahmin edememiştim resmen buzz, benim ayağımda çorap ve converse vardı; ama babetle gelen arkadaşım ayakları azıcık ısınsın diye benim bacaklarımın altına yerleştirdi ayaklarını.Trende yiyecek içecek ikramı yapılıyor, tabi ben bunu dönüş yolunda farkettim; çünkü giderken yol boyunca uyudum, arkadaşım çok üşüdüğünden uyuyamamış.Biz önceden kendimize rehberli araç ayarlatmıştık, o yüzden inince karşılandık, normal yollardan nasıl gidilir bilmiyorum.Aslında Tac Mahal'e sabah 6 7 gibi varmayı isterdik; çünkü o saatlerde pembe görünüyormuş; ama bizim asıl amacımız iş olduğundan otelimizi orada ayarladık.Aracı geride bırakıp yürümemiz gerekiyor biraz, yol boyunca maymunlar, genelde çitlerin arkasındalar ve gördündükleri kadar kesinlikle masum değiller, arkadaşım az yaklaşayım derken onu kovaladılar:)




Muazzam bir kuyruk vardı girişte; ama bizim rehber bizi çarçabuk içeri aldırdı nasıl yaptı bilmiyorum ve karşımızda dünyanın 7 harikasından biri muhteşem Tac Mahal!

Kısaca anlatayım, Şah Cihan 3. karısı olan Mümtaz Mahal'e çok aşıkmış, ona aşık olduğunda 16 yaşındaymış ve evlenmek için 5 sene beklemiş; lakin sultan 14. çocuğunu doğururken ölmüş.Bu haberden sonra Şah 8 gün odasından çıkmamış, yememiş içmemiş 9. gün odasından çıktığında tüm saçları bembeyazmış.Şah Cihan karısının anısına işte bu camiyi yaptırmak istemiş, bir sürü proje içinden bu seçilmiş yapımı 22 sene sürmüi, 22000 işçi çalışmış yapımında, fillerle mermerler taşınmış başka ülkelerden, o kadar özel mermerler kullanılmış ki sabaha karşı pembe kısa bir süre sonra beyaz, ay ışığında ise altınımsı bir renge bürünüyormuş, o kadar parlıyormuş ki hatta 1960larda Hindistan-Pakistan savaşında uçaklar ışıktan dolayı nerede olduklarını anlamasınlar diye kubbenin üzerini siyah çadırla kapamışlar.Mimariden anlayacağınız üzere Türklerin de eli değmiş bu yapıya, bunlardan biri Mimar Sinan'ın öğrencilerinden, yapının dört yanında Türk bir hattatın elinden Yasin suresi yazılmıştır.Ne taraftan bakarsanız bakın simetrik bir yapıdır Tac Mahal ve aynı şekilde görürsünüz yalnız Şah'ın sandukası eşinkinden  az yüksektedir, bu da erkeğin daha üstün olduğunu belirtmek içinmiş, bir de sandukaların olduğu kısım öyle bir akustikle yapılmış ki söylediğiniz her şey 7 kez tekrarlanıyor; ama ikisinin asıl mezarları da alt katta bulunuyor.Tac Mahal tamamlandıktan az bir süre sonra oğlu Şah'ı deviriyor, oysa ki Şah Tac Mahal'in tam karşısına aynı yapıyı siyah mermerle yaptırmak istiyordu kendisi için, oğlu onu devirince hayatını Tac Mahal'i gören  Agra Kalesindeki bir odada geçiriyor ve ölüyor, kızının ısrarları olmasa çok sevdiği eşinin yanına da gömülemezmiş.
Bu da Agra Kalesi, buram buram Türk izleri bunlar, söyledim de zaten biz olmasak heheeyt turistik yerleri de olmaz.




Orada bir sürü sincap var, hatta bundan para bile sağlıyor insanlar, elinize az fıstık tozu verip sincapın avucunuza gelmenizi sağlıyor karşılığında da para alıyorlar:)
Tekradan söylüyorum Hindistan pis, kokuyor dayanması güç; ama biliyor musunuz öyle bir yer gördüm kültür tanıdım diye inanılmaz mutluyum, kendi yaşamıma şükrettim o başka kendimi ünlü gibi hissettim, yolda bir grup genç kız vardı dönüp dönüp bize bakıyorlardı en son biri cesaretini topladı sanırım çekinerek fotoğraf çektirip çektiremeyeceğimizi sordu, tamam deyince bir mutlu oldular coşkuya gel, eziliyordum:)
Özellikle Tac Mahal ve Agra Kalesi turistik yer olduğu için yabancıları görmeye gelen insan çok; ama bir şey yapmıyorlar kenardan izliyorlar, bu fakirliklerinden kaynaklı değil, aynı şekilde kaldığımız otelin son akşamında arkadaşım sigara içmek istedi, odada içirmedğimden terasa çıktık, parti varmış zaten partiler eğlenceler çok oluyor otellerde, biz de kenarda oturduk arkadaşım sigarasını içecekti ve odamıza gidip valiz hazırlayacaktık.Önümüze içecek geldi garsona ne diye sorduğumuzda partidekilerin ikramı olduğu söylendi, ben çekindim arkadaşım daha önce gelmişti burayı biliyordu, al dedi, teşekkür ettik aldık, sonra devamı geldi, kimse de içeceklerimizi aldınız hadi muhabbet edelim demedi, çok sonra 2 kız geldi dans ede ede afiyet olsun dediler ve gittiler o kadar!Giderken hiç korkmayın, sadece yanınıza sinek haşareden koruyucu ilaç alın yoksa sonunuz ben gibi olur.
15 gün geçirdim ve artık dönme vakti gelmişti, güzeldi; ama evime dönüyorum diye de mutluydum şimdi ne yalan söliyim.Tabi ki bunu yapmdan dönemezdim, taa taa taa taamm hint kıyafeti!
Çok güzeldi; arkadaşım kınası için hint kıyafeti istemişti; ama o kadar pahalıydı ki, müşteriden aldığım paranın neredeyse tamamını vermem gerekiyordu, yani bunu


Ağzınız açık kalmasın:)Orada 1500 dolar vardı sadece ve de elbise 1000 dolardı:)Hadi bakalım benim Hindistan notlarım bu kadar, kalın sağlıcakla.Kapanışımı çok sevdiğim bir Hint filmi olan 3 Aptal daki müzikle kapatayım(bu arada filmi başrolü Amir Khan çok ünlü, aynı zamanda Salman Khan ve daha bir kaç ünlü var, halk manyak gibi adamların evinin önünde yatıyor onları görmek için, kapının önünde fotoğraf çektirmek için sıraya giriyorlar deli gibi, ay anlatacak şeyler bitmiyordu of, hadi bay)


18 yorum :

  1. Hintli pozları da, Hintli kıyafeti de pek yakıştırdım. Bir de şu sinekler olmasaydı.

    O sincabı getirdin mi? Çok şirin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim çokça, pislikten dolayı sinek çok malesef kolay kolay da geçmiyo kızarıklık.simcaplar pek tatlıştı kaleyi onlara emanet ettim geldim:)

      Sil
  2. Çok güzel bir deneyim olmuş, gezmek çok güzel ya! Diğer bölümlere de bakacağım. Demek ki "hint fakiri" deyimi doğruymuş. O sincaptan korkmadın mı ya?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gezmek gerçekten güzel al sen de kuzuyu kucağına gez :)hint fakiri tam fakir hee, sincap çok tatlıydı ki

      Sil
    2. Geziceğiz geziceğiz... şimdilik ülke hatta bölge sınırları içinde takılıyoruz ama biraz gürbüzleşsin beraber gezeceğiz biz de :)

      Sil
  3. Çok güzel bir gezi yazısı olmuş.

    YanıtlaSil
  4. Kıyafet süper olmuş ama ya

    YanıtlaSil
  5. Sincap çok nadiren rastlaştığım ve gördüğümde de heyecanla sesimi yükselttiğim, haliyle de kaçırdığım bir hayvan :) Bundan dolayı o kısım özel olarak ilgimi çekti :)) Neşeli sevgilerle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) oradakiler insana kabalığa alışkın, öpüyorum canm

      Sil
  6. Çok güzel anlatmışsın. Fotoğraflar da harika. Gidesim geldi :) Sizi takibe aldım ben de beklerim. Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  7. İtiraf ediyorum ben de inanıyorum reankarnasyona :) Ama tabi doğu felsefesinde de uyumlanamadığım bir çok şey var.Güzel bir yazı olmuş.Fotoğraflar da çok hoş.Emeğine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatay'da da çok inanır insanlar ve her aileden birinden duyarsınız buna benzer şeyler :s

      Sil
  8. Gitmis kadar olduk 😂😂😂. Resimlerine bayildim ne güzelsin 🤗🤗🤗

    YanıtlaSil