Hakkımda

Fotoğrafım

Deneyimlerim, üzüntülerim
, dileklerim burada sizlerle:) neşeli ol, hayatını yaşa;)

10 Nisan 2017 Pazartesi

İsrail-Filistin Güncesi-3

   Günaydın İsrail, ne güzel parlıyor güneş ışıl ışıl; ama ben açlıktan ölüyorum hemen kahvaltıya inmeliyim koş Nevin hadi, hızlan çok açım diye sabah sabah inlettim odayı; ama yok uyanamıyordu sürükleye sürükleye kaldırdım sonunda:)

   Kahvaltı salonuna koştum gözlerim parıl parıldı bir şeyler yiyebileceğim diye; ama o da ne Aman Allahım!Balık evet evet bir sürü balık duruyor karşımda, şaşkınlıktan sağıma soluma bakmamışım, gözlerim dolacaktı, Nevin diyorum baksana sadece balık var hem de kahvaltıda iğrenç, ben bunları hayatta yemem, o arada kafam sola dönüyor da neyse ki yumurta görüyorum ay bi de arka tarafında da varmış ben görememişim, utandım mı hayır rahatladım sadece.Bu kez de kafama bir soru takıldı ben tabağı dolduruyorum da acaba domuz eti var mı diye, gözüme bir garson amca kestiriyorum sormaya çalışıyorum ingilizce; ama yetmiyor ingilizcesi biliyorsan eğer arapça konuşayım diyorum bu kez adamın gözleri parlıyor, sanırsın kayıp kardeşini bulmuş, neyse işte meğer onlar da müslümanmış; ama zaten yahudiler de domuz yemiyormuş orada hatta bu konuda çok katılarmış, istedimiz gibi gönül rahatlığıyla yemek yiyebilirmişiz.Sağlam bir kahvaltıdan sonra hadi bakalım dedik düşelim yollara.

   Otelden çıktık, gece arabayı arkadaşım kullanmıştı, otomatik bir araba ben de o zamana kadar hiç otomatik araba kullanmamıştım, arkadaş hala uykulu olduğu için ben kullanayım sen bana öğret dedim, zaten çok basitmiş herkes öyle diyor.Oturdum iyice yerleştim şunu yap diyo bunu yap diyor frene azıcık yğkleniyorum küüüt sarsılıyor araba, o ne ya diyorum, gülüyor arkadaş in in diyor sen biraz beni izle, benim arabamın frenleri serttir hatta bozukta olabilir yani o yüzden yüklenmem gerekiyor, buna yarısını yaptğım halde bir sarsıldı, bir değişik geldi.Açtık yine navigasyonumuzu randevu aldığımız müşteriye doğru gidiyoruz, yanlışlıkla da olsa iyi ki Netanyayı seçmişiz otel için hem çok güzel hem gideceğimiz her yer oradan en fazla 1 saat mesafede.Yollar inanılmaz güzel, Türkiyede duble yol diye hava atanlar gitsin bi de oraları görsün diyorum 5 şeritli hepsi otoban güzelliğinde, hem arabanın konforundan hem yolların güzelliğinden saatte 200 km yapıyoruz; ama hiç hissetmiyoruz.Şoförler birbirine karşı inanılmaz anlayışlı, şerit değiştirme çok kısa mesafeden hemen yan şeritteki arabanın dibinden yapılıyor kimse bana mısın demiyor, su gibi akıp gidiyor trafik, zaten 3 kez sınava girmen lazımmış burada ehliyet alabilmek için.İlk müşteri adayımıza varıyoruz bize inanılmaz kibar yaklaşıyorlar karı koca, bizim için bir sürü hazırlık yapmışlar, ikramların ardı arkası kesilmiyor, ben normalde türk kahvesi bile sevmem, onların kahvesini içmek gibi bir gaflete düştüm, kokulu bir kahve; ama koku öyle değişik ki, müşteri tamam dedi senin ürünlerinden yazdırayım zaten daha önce bizi ziyaret etmiş, ürünlerimizin kalitesini biliyor.Tamam diyorum kalemi elime alıyorum; ama soğuk ter atıyorum, işkence çekiyorum resmen, arkadaşım istersen bırak diyor, olmaz diyorum içimde büyük bir görev aşkı var, iş yapmalıyım diye, neyse ki siparişimi tamamlıyorum ve lavaboya koşuyorum, mideniz bulanmasın; ama aralıksız 8 9 kez kusuyorum, o kahveyi içmemeli sabah sabah ıslak saçlarla kendimi yollara atmamalıyım diye de kendime not düşüyorum.

   Adamların parasını aldığımız yetmiyormuş gibi bizi bir de yemeğe götürüyorlar karı koca, ya o kadar iyiler ki.Yemekleri söylüyoruz Allaaaahh aynı hatay şekli mezeler geliyor bir sürüü, İnegöl de bile yok be, Türkiye olmasına rağmen, ya varya inanılmaazzz güzeller, çok sevdim, yedikçe yiyorum yedikçe yiyorum., bu arada bu geldiğimiz şehrin adı Nazareth.Söylemeden edemeyeceğim iyi ki müşteri bizi yemeğe götürmüş; çünkü 4 kişilik bir yemek için yaklaşık 700 lira para ödedi.Otele ilk vardığımızda su istemiştik; çünkü odada su yoktu, getirdiler; ama ikinci istediğimizde 30 lira para ödedik bir şişe suya çok ciddiyim çok, bir daha su içesim gelmedi:) Paramızın değeri doları ölçüt aldığımızda aynı1dolar o zaman 3,70 Tl idi onların parası ile de 3,7 idi; ama tabi kazandıkları para bizimkinin 3 katı, şöyle söyliyim normal bir çalışan 1500 dolar para alıyor.



   İsrail sınırları içerisindeyiz; ama hep müslüman görüyorum, başka bir müşterime daha gidiyorum yine müslüman, halk mslüman, nerede bu yahudiler yahu, yahudi memleketi değil mi bu İsrail diye soruyorum.Var diyor müşterim; ama zaten sizinle ticaret yapmazlar, bir sinirleniyorm Allah Allah yaa onlar kimm ki benimle ticaret yapmıyorlar diye.İlk 2 günümüzü hep İsrail topraklarında(güya İsrail sanırsın müslüman devlet) geçiriyoruz, ha bu arada otomatik arabaya alıştım, üstelik arabayı uçuruyorum wuhuuu n'aber.Üçüncü gün düştük Batı Şeria kenti olup İsrailin işgali altındaki Filistin toprağı Ramallah'a.Batı Şeria dedim diye korkmayın, hiçbir sıkıntı çıkmadı, kimse de bize bir şey sormadı, yalnız oralarda navigasyon iyi olmadığı gibi hala 2G deler, biz ki 4,5 G deyiz sanırım; ama 1 aya kadar düzelecek dediler, yani şimdi gderseniz eğer düzelmiş olabilir.Netanyadan Ramallah'a 2 saatten çok az daha fazla araba kullandık, başka müşteriye de uğradığımızdan öğleden sonra orada olduk.İlk gittiğimiz müşteri benden daha çok İnegöl'e hakim yıllardır her ay gelir gider hatta İnegöl fuarında tüm firmaları kendi yemeğe götürdü o kadar diyorum.Ona gittik ilk planımızı anlattık, ertesi gün gideceğimiz yerleri, bu gece burada kalın dedi; çünkü dönerseniz yarın tekrar buraya 2 saat süreceksiniz ardından bi 3 saat daha, tabi bize mantıklı geldi; ama yanımızda eşya var mı nerdeee, marketten diş fırçası şampuan, çorap aldık el mahkum, bu arada hep türkiyede kullandığımız ürünler var markette; ama isimleri farklı.Neyse işte o gün akşam olmadan Filistin topraklarına girip geri gelmemiz gerekiyordu, bizim müşteri kendi aracıyla bizi götüremezdi; çünkü sadece sarı plakalı araçların geçiş hakkı vardı,Filistin topraklarına İsrailliler alınmıyor ticaret yoksa, hatta yahudileri öldürürler bile dendi bize, neyse işte müşteri götüremiyor e navigasyonda yok,adamcağız bize taksi çağrttırdı geçiş izni olan, sarı plakalı.
  Bu bizim arabamızın plakasıydı mesela bizim de geçiş hakkımız vardı.İsrail-Filistin arası geçiş kontrolü olduğu için inanılmaz bir trafik var ve Filistin yolları kötü malesef.O gün geçiş noktasında sadece pasaportumuz ve mavi geçiş kartımızı gösterdik, hiçbir sorun olmadı, Filistinde geri çıkarken ise hiç kimse durdurmadı bizi.Benim kafam iyice karışmaya başlamıştı neresi Filistin neresi İsrail diye, o akşam yine müşterimiz, eşi ve 2 çalışanı ağırladı bizi akşam yemeğinde(yine beleş bulduk çok şükür yarabbi:) )Akşam yemeklerinden yana sıkıntım yok her şey Hatay tarzı e kahvaltıda kruvasanları gömüyorum her gün otelde; ama bugün başka bir otelde kalıyoruz mecburiyetten.Müşterinin eşi bizimle çok ilgilendi sağolsun, sabahta kahvaltıya gidcez dedi, tamam dedik ama sabahtan başka bir müşteriye görüşmemiz var, sabah oraya gittik o da sağolsun hazırlık yapmış, kruvasanlar almış yiyecek bir şeyler, kahvaltıya gidecez dedik öteki müşteriyle ; ama ayıp olmasın diye yine de dedik, ben de insan değilim heralde kahvaltya gideceğimi bile bile 3 ya da 4 tane yedim; ama sonrasında iyi ki yemişim dedim; çünkü kahvaltıda bize peynirli pizza üzerinde nane sosu, humus(nohut ezmesi) ile geldi, yanına domates salatalık ve de falafel geldi.Arkadaşım salatalık ve nane yedi, falafeli severim ben tamam dedim, pizzaya baktım neyse ya dedm ekmek peynir yiyecektik bu hazır işte, ekmeğin üzerine sürmüşler diyerekten yedim, ne yapayım :)
   O gün dün gittiğimiz bölgeye kendi başımıza gittik, gittiğimiz yeri telefonumuza işaretlemiştik ve inanın tek bir sorun bile yaşamadık.Bir İsrail'e giriş yapıyorduk bir Filistin'e kafam allak bullak oldu.Ertesi gün daha önceden tanıdığım ve müşterim olan Muhammed amcaya gittik; çünkü bizi iyi mobilyacı olan arkadaşlarına götüreceğini söyledi, bizim gitmek istediğimiz bir bölgeydi tabi yine navigasyonun çalışmadığı Filistin bölgesi, iyi ki onunla gitmişiz; çünkü kontrol noktasındaki memurlar pasaportlarımıza uzun uzun baktı sonra bizi başka bir arama bölgesine gönderdiler, aracımızdan indirildik, araç cihazlarla arandı, biz kabin gibi bir yere girdik arandık uzun uzun bekletildik, o arada arkadaşımla sürekli türkçe küfürler ediyorduk, nasılsa anlamıyorlarya ohoo, Mujammed amca bize dedi ki o an ne diyorsunu bilmiyorum ama burada her söylediğiniz dinleniyor, her tarafta cihaz var, bu kez arkadaşım ingilizce ile küfür ediyorduk Muhammed amca dedi, arkadaşa bir tekme atışım var ne diyon lan diye hadi türkçe anlamıyorlar, ne diye ingilizce ile küfür ediyordum diyorsun, bi gülme tuttu hepimizi; ama Muhammed amca az korktu :)


   Bizi almalarını yaklaşık bir saat bekledik. Sonunda girebildik ve gittik, Filistinde hep türk bayrakları dalgalanıyordu, müşterilerimin mağazasında da vardı ya nasıl bir gurur anlatamam.Bayrak demişken İsrailde hiç bayrak asma kültürü yok Filistinde tek tük, genelde mağazaların önünde; ama İsrailde cidden sadece bir yerde gördük.Bizler ki bayrağını çok sevenler her yerde dalgalandırmaya çalışanlarmışız.Muhammed amca oteli bırakıp onda kalmamız için bize çok ısrar etmişti 4 tane de kızı var, biri ile tanışabilme fırsatımız oldu, bizi götürdüğü arkadaşı tok gittik diye çok kızdı, misafirsiniz dedi, neyse bari tatlı yiyelim dedi, hemen çalışanını gönderdi künefe getir dedi, künefe diye şöbiyet geldi başka yerde de künefe diye baklava yemiştik, neyse işte arkadaşı sordu neden otelde kalıyorlar sende kalmıyorlar diye, yer yoksa bize gelsinler.Ya bizim iyi niyetimizden mi, şansımızdan mı bilmiyorum; ama hep o kadar iyi insanlara denk geldik ki.Kendimizi yaşadığımız yerde bu kadar güvende hissetmiyoruz inanın bana, İsrail deyince insan bir düşünüyor ilk; ama hiç düşünmedik oralarda.Oralarda da işlerimizi bitirdik, sıra Muhammed amcanın bizi yemeğe götürmesindeydi :) Caesera Milli Parkında bir yere gittik yemeğe, denize nazır, tabi akşam olduğu için gezemedik; ama bir daha gidersem eğer zaman ayırıp mutlaka gideceğim.Siz de giderseniz eğer tabiki Kudüs'ü oradaki adı Jerusalem'i ziyaret edin.Ben CENNETİN KRALLIĞI filmini izlediğimden beri Kudüsü görmeyi çok istiyordum, gittim de; ama iş yoğunluğundan ne Mescid-i Aksayı gezebildim ne de diğer görülesi yerleri, bu arada Cennetin Krallığı filmini izleyin enfes bir yer.Başka başka Dead Sea var orada ölüdeniz diyorlar, aaslında deniz değil göl yani bildiğin; ama neden deniz diyorlar bilmiyorum, orası da mutlaka görülmeliymiş, hepsini ikinci gezime sakladım yani Eylül'e :)O zaman ayrıntılı fotoğraflı anlatacağım.Şimdilik bu şanlı bayrağım kalsın burada.




6 yorum :

  1. Gezi maceraların hep güzel de bu kez resimler de çok güzeldi. Bundan sonra resimsiz yayın olmasın :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ya biliyor musun sonradan aklıma geldi fotoğraf çekmediğim, blogda paylaşım yapacağım ihtiyaç duyacağım.Bu sefer olmadı; ama bir daha gittiğimde mutlaka çekeceğim

      Sil
  2. Çok ilginçti yine, Nazereth filan dini tarihi çok ünlü yerleri gezip görmüşsünüz ne şanslısınız kızlar:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet gwrçekten de öyle, işimin en güzel yanı gezmek oluyor başka ülkeleri, Kudüs var Haifa, Yafo

      Sil
  3. Yurt dışına çıkınca bizim paramızın ne kadar değer kaybettiğini ben de çok net olarak görmüş oldum :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fas, Kosova gibi ülkelere gitmek lazm :) oralarda pek ucuz

      Sil