Hakkımda

Fotoğrafım

Deneyimlerim, üzüntülerim
, dileklerim burada sizlerle:) neşeli ol, hayatını yaşa;)

1 Aralık 2016 Perşembe

Mevkisel Durumlar

   Kibirli bir insan değilim, daha önce de kibir sergilediğimi düşünmüyorum.Yaptığım iş burası yani İnegöl için önemli bir pozisyon; çünkü hedef hep yurt dışı pazarıdır.Malesef ki ilkokuldan beri eğitim verilmesine rağmen ülkemde ingilizce bilen insan sayısı pek az.Üstüne benim 2. yabancı dilim olunca aslında aranılan bir eleman haline geliyorum; ama ben kendimi firmalar arasında pazarlamam, patronumu seviyorum o yüzden iş değiştirmeyi düşünmüyorum.

   Bazen arkadaşlarım, bende 2 dil olacak var ya saniye durmam en yüksek maaşı verene gider, altıma araba çektiririm diyor.Zaten çoğu dış ticaretçiye araba tahsis edilir burada; ama ben bana ait olmayan bir şeyi kullanamam, hep başına bir iş gelecek diye düşünürüm.Geçmişte örneği var, kimsenin eşyasını özellikle kıyafet kullanmayı sevmem, yurtta oda arkadaşımın çok güzel sarı bir hırkası vardı, çok beğenirdim rengini, al bi gün giy demişti, aldım giydim sonra tabi yıkamaya attım, hırka bi çıktı makineden neredeyse gri, ben şok nasıl üzüldüm anlatamam, gittim aynı rengi aradım yok bulunmuyor bir türlü zaten bulunsa ben kendime alacaktım, en azından başka bi renk alayım dedim arkadaşa aldım da; ama bir kez daha gördüm başkasının malını kullanmamalıymışım.

   Yine yardırdım gidiyorum ya konu nerelere gitti.Ben şirketten araba talep etmedim hiç, servisle gidip geliyordum araba alınca da yakıtımı karşılamaya başladılar, saolsunlar, gözüm yok küçük hesaplarda.Bu arada ingilizceniz iyiyse ve pazarlama gücünüz varsa eğer İnegöle başvurabilirsiniz, zaten burada işsizlik sıfırın altında, çok ciddiyim insanlar çalıştıracak eleman bulamıyorlar, bu yüzden dışarıdan çok göç alan bir ilçe.Durum böyleyken firmalar yana yakıla dil bilen eleman arayıp onlara ayrıcalıklar tanırken, ben gayet normalmiş gibi takılıyorum, çokta önemsemiyorum pozisyonumu; ama firmadakilere sorsan dış ticaret müdürü Meltem hanımım ben.Dikişçi kadınlar, ustabaşları, çaycı ve neredeyse tüm personelin yaşı benden büyük.Onlar tabldotta yemek yiyorlar mesela, yönetim kadrosununsa porselen takımları var; ama ben onlarla aynı zamanda yemekhaneye gitmişsem eğer ben de alırım tabldotumu onlar ne şekilde yemek yiyorsa ben de aynen öyle yiyorum, yemeği beğenmediğim zamanlar senin için yemek yapsınlar hemen der patronumun babası, yok derim önemli değil olmasın bu benim kendi seçimim, ha ama geçen mesela bir ara çok acıkınca omlet yaptırdım, o da her zaman yaptığım bir şey değildir, hafta sonundan arta kalan yemekleri yerim bazen de.Tepsimi alır yanlarına giderim, sohbet ederim; ama şunu farkettim ben onlara iyi davrandıkça gülümsedikçe sanki beni daha az sayar oldular, verdiğim işleri savsaklamaya başladılar.Ne oluyor ya dedim, ben kimseye pozisyonu ne gözüyle bakmadan konuşup hal hatır soruyorum; ama bazıları bunu kullanıyor.

   Mağazaya gittiğim zamanlarda ise mağaza sorumlumuz hep yan taraftaki arkadaşa giderdi, bazen tüm gün orada otururdu mağaza onun sorumluluğunda olmasına rağmen.Benim gelen perakendeciyle ilgilenme gibi bir zorunluluğum yok; ama onun da işini yaptım, gelenlerle ilgilendim, çay yaptım her gün, bulaşık yıkadım.Patronum bu durumu farketti çok kızar işin savsaklanmasına beni aldı oradan, bundan sonra fabrikaya gel dedi, otur odanda, canın bir şey mi içmek istedi ararsın getirirler.Ben kimseye üstünlük taslamadım, fabrikada burnu havada gezmedim ne zaman üretime girsem çalışanlara selam verir gülümserim; ama ne yazık ki bu durum gevşek davranmalarına sebep oluyor.Nasıl bir çözüm getirmeliyim duruma bilmiyorum; ama işimin geçiştirilmesinden ve iyi niyetimin kullanılmasından nefret ediyorum.

10 yorum :

  1. Orta şekerli olmak lazım demek ki :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. nasıl yapcam onu da sölemen lazm

      Sil
  2. Meltem'ciğim maalesef insanlara iyi davranmak, kibirli olmamak yaramıyor, ters tepiyor. Tepene çıkıyorlar. Bunu bir işte çalışmadığım halde ben de tecrübeyle anladım. İnsanlara kötü davran, kibirli ol, tepeden bak, o zaman sevilirsin! Bizim millet Stockholm Sendromünden muzdarip o yüzden bırak herkes kendi işini yapsın, iyilik mi yapacaksın? Kediye, köpeğe yap, ben bunu acı bir şekilde anladım:(
    Kolay gelsin:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. stockholm sendromu ben de yaşıyorum ve bilyomuusn o banka görevlilerinin yerinde düşündüm kendimi kaç kere, acayip bi deneyim olurdu :D ben burnu havada olarak tanınmak istemiyorum, erkek çalışanlarla muhattap olmuyorum zaten, sadece üretim müdürü ile konuşuyorum, benim arkamdan bişiler
      söylğyorlardır, şaşırmam.büyüklenmek değil bu; ama malesef insanlar yanlış anlamaya pek müsait bir şeyleri

      Sil
  3. Bir sonraki yazın bu durumla mı ilgili?

    Kendileri kaybeder, elbette tatsız bir şeyle karşılaşmak hoş değil; ama en azından bir kanı oluşturur.

    Geleyim mi artık bu yazına :) Üsttekinin de etkisiyle hatırladığım bir söz vardır; galiba bugüne, bu okuduklarıma uyacak;

    "Fazla tevazuu göstermeyin; gerçek sanırlar".

    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yok hiç alakası yok o konu ile. cidden şuan o kadar üzgün ve sinirliym ki

      Sil
    2. Nasıl mutlu olacaksan öyle yap. Mutlu akşamlar ve yarınlar :)

      Sil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil